Tur Transit’in temelleri üç kuşak önce ithalat ve ihracatla atıldı

9 Ocak 2019
Tur Transit’in temelleri üç kuşak önce ithalat ve ihracatla atıldı

Temelleri üç kuşak önce ithalat ve ihracatla atılan Tur Transit istikrarlı büyümesini sürdürüyor.

Röportaj: Ercan Tosunoğlu

Tur Transit Lojistik, Türkiye’de ve dünyada verdiği hizmetleri çeşitlendirerek büyümesini sürdüren, yeniliklere ayak uyduran lojistik hizmet sağlayıcılarının önde gelen firmalarından. Bir aile şirketi olan Tur Transit’in temelleri üç kuşak önce ithalat ve ihracatla atılmış.

Tur Transit İş Geliştirme Müdürü ve İcra Kurulu Üyesi  Şebnem Zeybek ile dünden bugüne Tur Transit’in gelişim öyküsünü ve gelecek planlarını içeren bir röportaj gerçekleştirdik.

Ailenin ticaretle başlayan iş dünyasındaki serüveni 1980 yılında lojistik sektörüne girişle devam ediyor. Şebnem Hanım: “Sektöre girişimiz İskenderun-Bağdat boru taşıma projesi kapsamında yapılan ihaleyi alarak başladı, ardından Türkiye ile Avrupa arasında giderek artan dış ticaret, babam ve üç amcam tarafından kurulan şirketin büyümesini sağladı.” diyor.

(Soldan, sağa) : Tur Transit Mali İşler Müdürü Melis Yüksel, Satış Müdürü Serdar Atabek, İnsan Kaynakları Müdürü Oya Erhun, Güney Marmara Müdürü Onur Atabek ve İş Geliştirme Müdürü Şebnem Atabek Zeybek. 

VE ÜÇÜNCÜ NESİL YAVAŞ YAVAŞ İŞE ISINIYOR

Tur Transit geçen yıllar boyunca büyürken, üçüncü nesil de üniversite eğitimleri süresince şirketin çeşitli departmanlarında çalışarak çekirdekten yetişme geleneğini sürdürürler.  Bu süreci Şebnem Hanım: “Yedi kuzen, bu işin içinde doğduk ve şirketle birlikte büyümeye devam ettik. Aslında biz zaten hep şirketteydik. Kimimiz fotokopi çeker, kimimiz TIR Karnesi almaya gider, kimimiz yapılması gereken diğer işleri takip ederdi. Hepimiz, şirkette yoğrularak büyüdük.” diye özetliyor.

Ortadoğuyla başlayan yurtdışı taşımaları,  Avrupa’yla ve daha sonra Türkî Cumhuriyetlerle genişliyor.

KEREM ATABEK’LE GELEN YENİ VİZYON

O yılları anlatan Şebnem Hanım: “Üçüncü nesilin en büyüğü Kerem Atabek, eğitim sürecini tamamlayıp 1997 yılında şirkete katılınca yeni bir dönem başladı. Onunla birlikte müşteri profilimiz genişledi ve çeşitlendi.

Operasyon Müdürümüz Melih Atabek ve İnsan Kaynakları Müdürümüz Oya Erhun 2000 yılında şirket bünyesine dahil oldular.

Mali İşler Müdürümüz Melis Yüksel ve ben global firmalarda çalıştıktan sonra aile büyüklerimizin isteğiyle şirketimizin büyüme politikası gereği ekibe katıldık.

ÇELİK LOJİSTİK BÜNYEYE KATILIYOR, KATMADEĞERLİ HİZMETLER BAŞLIYOR

2008 yılında Bursa’da faaliyet gösteren Çelik Lojistik’i bünyelerine dahil ettiklerini söyleyen Şebnem Zeybek, şöyle devam ediyor:

“Bu satın alma ile uluslararası ve yurtiçi taşımacılığının yanı sıra depo ve antrepo gibi katma değerli hizmetlerimiz başladı. 2011 yılında ise Tur Transit SRL adlı Romanya firmamızı kurduk. Bu süreçte Güney Marmara Müdürümüz Onur Atabek ve Satış Müdürümüz Serdar Atabek de öğrenim süreçlerini tamamlayarak  ekibimize dahil oldular.”

ROMANYA’DA TUR TRANSİT SRL KURULUYOR VE FİLOYA YABANCI PLAKALI ARAÇLAR ALINIYOR

“Yabancı plakalı araç yatırımıyla birlikte daha farklı taşıma operasyonları yapabilmeye, Avrupa içi taşımalarda da yer almaya başladık. Bu sayede hareket kabiliyetimiz arttı. Ayrıca operasyon ağımızı da genişletmiş olduk. Doğu Avrupa’da büyümeye devam ediyoruz.”

DÜNYANIN EN BÜYÜKLERİNDEN XPO LOGISTICS İLE İŞBİRLİĞİ

Tur Transit’in bir başka stratejisi de uluslararası işbirlikleridir. Bu bağlamda, dünyanın en büyük lojistik şirketlerinden biri olan ve Fransız devi Norbert Dentrassangle’ı da satın alan XPO Logistics ile uzun süredir ortak çalışma içindeler.

“XPO Logistics ile uzun süredir stratejik işbirliği içindeyiz. Onların Türkiye ayağı olarak çalışıyoruz. Ortak kullandığımız dört yıldır devam eden bir Toulon operasyonumuz var.” diyen Şebnem Zeybek, bu açılımların Genel Müdürleri Kerem Atabek’in öngörüsüyle gerçekleştiğini belirtiyor.

Ağırlıklı olarak otomotiv, tekstil ve hızlı tüketim maddeleri sektörlerine yönelik hizmet verdiklerini söyleyen Zeybek, bunların yanı sıra lojistiğe dair tüm hizmetleri sunduklarını belirtip yaptıkları işi şöyle özetliyor:

“Üretimin başlangıcında hammadde ile başlayan, üretimin  gerçekleştirilmesine ve nihai tüketiciye ulaştırılıncaya kadarki tüm aşamalarda ihtiyaç duyulan hizmetleri veriyoruz. Gelişmiş bilgisayar yazılımlarıyla ihtiyaç duyulan tüm bilgileri anında kullanıma sunuyoruz. Örneğin Bursa’da yapılanmamızın altında da hizmet verdiğimiz dallardan biri olan otomotiv sektörüne yakın olmak yatıyor. Ford fabrikasına katma değerli hizmet verdiğimiz İzmit’te de bir depomuz var.”

Bu arada Tur Transit, ağır nakliye ve proje taşımacılığı da yapıyor. Zeybek, “Tur Transit olarak 40 yıldan fazla deneyimimizle işlerinde uzmanlaşmış insan kaynağımız ve gerekli ekipmanlarla her türlü proje taşımasını başarıyla tamamlıyoruz.” diyor.

MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ İÇİN SPEEDY SERVİS

Tur Transit’in bir başka hizmeti ise gerekli hallerde müşterilerine sunduğu speedy olarak adlandırılan ve sprinter tipi araçlarla verilen hızlı taşıma servisi. Özellikle tekstil sektöründe sezon çok hızlı değiştiği için bu servis, tekstil firmalarının acil ihtiyaçlarını karşılamada da çok işe yarıyor.

TEDARİK ZİNCİRİNİN EN GÜÇLÜ HALKASI OLMA VİZYONU

“Öncelikle yaptığımız işe sadece taşımacılık olarak bakmıyoruz.” diyen Zeybek, şöyle devam ediyor:

“Kendimize yeni bir vizyon belirledik. Biz bir tedarik zinciri oyuncusuyuz. Tedarik zincirinin en güçlü halkası olma amacımızı şöyle özetleyebilirim: Alıcı ile satıcı arasındaki ticarete dair tüm aşamaları teknolojik çözümlerle eksiksiz sonuçlandırmak. Bu yetkinlik ve donanıma sahip lojistik firmaları, yakın gelecekte hizmet sağlayıcı olmalarının yanı sıra tedarik zincirinde danışmanlık verecek teknoloji firmalarına dönüşecekler. Belki önümüzdeki 5 yıl içinde değil; ama pazarın geleceği nokta muhtemelen bu olacak.”

“BİR ÜRÜNÜN SON FİYATINI LOJİSTİK BELİRLİYOR”

Bir ürünün satışını, daha doğrusu satılıp satılamayacağını büyük ölçüde lojistik belirliyor. Biz bunu en son dövizdeki ani yükselişten sonra bizzat yaşayarak deneyimledik. ‘İhracatçıya gün doğdu’ deniliyordu; ama ithalatın yavaşlaması ile ortaya çıkan sıkıntılar nedeniyle ihracatçının da malını taşıyacak araç tedarik edilmesinde sıkıntılar oluşuyor. Döviz kuru dalgalanmaları ithalat hacminde etki ediyor ve dolayısıyla dönüş yüklerindeki azalma araç filolarının Avrupa’da kalmasına neden oluyor. Biz bu durumlarda alternatif yük ve rotalarla müşterilerimize hizmeti aksatmadan başarıyla bu dönemleri atlatıyoruz.

Lojistikte sorun çıktığında Türkiye’den ithalat yapan yurtdışı firmaları, ilgili malları başka ülkelerden tedarik etmeyi tercih ediyorlar. Bu açıdan lojistiğin öneminin ve iyi hizmetin değerinin farkındayız ve yaptığımız işi tedarik zincirinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla ‘bir malı belirli bir yerden aldık, depoladık, elleçledik, gümrükledik ve nihai noktaya ulaştırdık’ gibi süreçlerin dışında, müşterimize öneri götürerek, ‘Bu, böyle yapılırsa daha etkin olur’ diyebileceğimiz bir yapı kuruyoruz. Burada da veriyi anlamlandırmak esastır. Bu kapsamda ERP desteği alıyoruz. Bu sistem yurtdışındaki yapılanmalarımızda da kullanılıyor. Araçlarımızda ve depolarımızda takip sistemleri var. Teknolojinin tüm nimetlerinden olabildiğince yararlanıyoruz.

TUR TRANSİT’DE YÖNETİM VE ORGANİZASYON

Tur Transit’in nasıl yönetildiğine gelince, öncelikle aile üyelerinden her biri kendi uzman oldukları bölümlerinin başında görev yapıyor. Şirket genelinde departmanlar var. Muhasebe ve finans, insan kaynakları, filo yönetimi, operasyon ve trafik, satış, pazarlama ve iş geliştirme ve depolar.

Haftada bir icra kurulu toplanıyor ve gündemdeki konularla ilgili ortak kararlar alıyor. Farklı düşünülen konularda ise herkes elindeki bilimsel, ölçülebilir verilere göre diğerlerini ikna ediyor. Bu arada kararlar alındıktan sonra da takibi yapılıyor.

Ayrıca son 1 senedir yönetim koçluğu aldığımız Action Coach firması sayesinde yönetici ekibin liderlik ve yönetim yetkinliklerini geliştiriyoruz. Butik hizmet anlayışıyla çıktığımız yolda kurumsallaşma adımlarını Action Coach öngörüsüyle atıyoruz.

“EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ, HEPİMİZİN ŞİRKETİMİZE GÖNÜL BAĞIYLA BAĞLI OLMASI”

Şebnem Hanım, hayata olumlu bakan insanlardan. Lojistik gibi son derece dinamik ve stresli bir dalda faaliyet gösterdikleri için zaman zaman zorluklar yaşadıklarını ancak sorunların bir şekilde çözüleceğine olan inancını kaybetmediğini belirtiyor. Bunda, işbirliği içinde çalışmalarının büyük payı olduğunu belirtiyor: “En büyük gücümüz, hepimizin şirketimize gönül bağıyla bağlı ve ülkenin yarınlarına katkı için çalışıyor olmasıdır. Bunu net olarak görüyorum ve ben de bu anlayışla çalışıyorum.”

Türkiye’de son aylarda dalgalanan döviz, ekonomide yaşanan sıkıntılar, uluslararası taşımacıların dönüş yükü bulma sorunu ve diğer sıkıntılar karşısında Tur Transit’in durumu ne, bu süreci nasıl geçiriyor? 2018 yılı nasıl geçti?

Şebnem Hanım’ın bu sorularımızla ilgili değerlendirmesi ise şöyle: “Genel olarak kontratlı işler kapsamında çalışıyoruz. Dolayısıyla büyük sıkıntı yaşamadık. Büyüme ivmemiz sürecek. Bunun için stratejilerimizi çeşitlendiriyoruz. Yurtdışı ortaklıklar, satın almalar da büyüme stratejimiz içinde yer alıyor.

Zor dönemlerimiz de oldu. Ben her zaman iyi niyetle çıkılan yolda iyi sonuç alınabileceğini düşünüyorum. Gelişime inanıyorum. Bunun için de hem kendimi hem de ekibimi donatıyorum. Geçmişin deneyiminden geleceğin umuduna uzanıyoruz. Bunu da ‘durmak yok yola devam’ şeklinde yaşıyoruz.

İşe daha uzun vadeli bakıp büyük resmi görmek gerekiyor. Lojistikteki global oyuncular büyük ölçekli iş yapıyorlar ve birçok anlamda güçlüler. Bu gibi yapıların karşısında iyi bir ekiple çalışma avantajını kullanmak gerekiyor ve biz buna sahibiz.”

SEKTÖRDEKİ DÜŞÜK KAR MARJI SORUNU DEVAM EDİYOR

 “2018 yılı bizim için daha iyi geçti. Kontratlı işlerimizin bir kısmı 2018 yılında başladı. 2019 yılında da devam edecek. İyi bir kapasite ile çalışıyoruz. Ancak genel olarak sektörümüzde düşük kar marjı sorunu var. Bunu değiştirebilmek sektördeki bütün oyuncuların elinde. Buna devlet de dahil. Ne yazık ki Türkiye lojistik endeksinde sürekli olarak düşüyor. Özellikle gümrüklerdeki beklemeler de bu düşüşte büyük rol oynuyor. Türkiye’nin ticarette tercih edilen bir ülke olmasını istiyorsak, özellikle gümrüklerde ve sınır kapılarında yaşadığımız bekleme sürelerini olabildiğince azaltmamız gerekiyor.

Türkiye genelinde limanların kullanımı, limanlara bitişik lojistik köyler, oraları besleyen demiryolları bir bütün içinde, birbirini destekleyen yapılar olmalı. Bu anlamda Lojistik Master Planımız var. Bunun hızla tamamlanması gerekiyor.

Çin’in desteklediği ve milyarlarca dolar kaynak ayırdığı eski ipek yolunu canlandırmak için tek kuşak tek yol projesi var. Bunu desteklemek gerekiyor. Bakü-Tiflis-Kars hattı açıldı. Onunla beraber Anadolu’dan Avrupa’ya trenle geçişin organize edilmesi ve lojistik altyapımızın sağlamlaştırılması gerekiyor. Bunların ülke ekonomisine geri dönüşünün hızlı hamleler olduğunu düşünüyorum. Lojistik altyapı sağlam olduğu zaman, tercih edilen ülke oluyorsunuz. Bu arada elbette uzman personel ihtiyacından ötürü eğitime de çok önem vermemiz gerektiği açık.

Şu anda Çin’den demiryolu ile Rusya üzerinden Almanya’ya gidilebiliyor. Ancak bir güven sorunu var. Bizim ülke olarak, avantajımızı kullanmamız lazım.

Türkiye’nin mecbur bırakıldığı bir yüzde 10’luk kar marjı var. Bu kar marjıyla yapılabilecekler de sınırlı. Bu nedenle yeterince teknolojik yatırım yapılamıyor.

Örneğin biz akıllı depo yapmak istiyoruz. Ama akıllı deponun maliyetini karşılayacak müşteri profili yok. Çünkü onlar da yüzde 10 kar marjıyla çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu noktada da teşvik gündeme geliyor. Bu gibi yapıların sadece şirket kaynaklarıyla yapılması zor.

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Ancak ülkemiz bu gibi durumlara alışık. Ülkeme güveniyorum. Yöneticilerimizin refleksleri de çok kuvvetli. Yurtdışındaki birçok şirkette Türk yöneticilerin oranı çok yüksek. Bunun nedeni de Türk insanının zor durumlarda problem çözme becerisi hayatta kalma başarısı.

Eğer devlet politikalarıyla desteklenebilirse lojistik anlamda Türkiye’nin önünde büyük fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Devletin stabil bir politikası olursa, jeopolitik konumunun avantajını kullanmış olur.”

“NAKLİYE İLE İLGİLİ TOPLANTILARA GİTTİĞİMDE TEK KALIYORUM”

Şebnem Zeybek’e, daha çok erkeklerin egemen olduğu bir alanda çalışması hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyorum ve şöyle anlatıyor:

“Sektörümüzde kadın istihdamı konusu kanayan bir yaradır. Kadın istihdamı ve kadın liderler yetişmesi çok önemli. Nakliye ile ilgili toplantılara gittiğimde tek kalıyorum. Aslında bu konuya kadın erkek olmanın dışında bağımsız bakıyorum. Daha doğrusu kendini geliştirmeye adamış insandan söz ediyorum. Ben, bu doğrultuda yaşamaya, merak duygumu bitirmemeye çalışıyorum. Sürekli yeni şeyler öğrenme çabası içindeyim. Bu sadece iş yaşamıyla ilgili değil, hobilerim için de geçerli. Bunlar, insanın hayata bağlılığını sağlıyor. Hayata bağlı insan işini şevkle yapıyor.”

Kendisinin aynı zamanda bir de anne kimliği olduğu için, bu konuyla ilgili olarak da şunları söylüyor:

“Beyaz bir sayfanın hem kendini donatarak hem de sizden aldıklarıyla biçimlenmesi çok kıymetli. Türk milletine güveniyorum dedim ya, kendi çocuğuma da aynı şekilde güveniyorum. Yeni neslin çok daha başarılı olacağına inanıyorum. Çocuğuma harcadığım emek ve zamanın karşılığını her anlamda vereceğinden eminim. Çocuğa yapılan yatırımın en değerlisi olduğunu düşünüyorum.

Sosyal sorumluluk projelerinin önemine inanıyorum. İnsan insana dokununca yükseliyor. Hayat sadece iş, yaptığınız ciro ile sınırlı değil. Bu nedenle, “Köy Okulları Değişim Ağı” (KODA) ile ortak bir proje başlatmayı istiyorum. Harika işler yapıyorlar. “Hayal Gücü Merkezi” de aynı şekilde güzel işler yapıyor. Şirket çalışanlarımızın çoğunun üye olduğu  “Ahtapot Gönüllüleri” adlı dernek var. Kimsesiz çocuklardan sokağa atılan köpeklere, evsizlerden engelli bireylere kadar sınır tanımadan, ihtiyaç duyulan her alanda proje geliştiriyor ve diğer sivil toplum kuruluşlarının projelerini de destekliyorlar.

İki senedir üye olduğumuz Türkiye Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) de çalışmalarını beğendiğimiz bir sivil toplum kuruluşu. Derneğin birçok semineri oluyor. Seminerlere katılıyoruz. Birbirinden farklı iş kollarında faaliyet gösteren insanlar ortak bir platformda buluşmuş oluyoruz. Buradan aldığım bilgileri şirketteki ekibimize aktarıyorum. Herkes kendisine faydalı olan bölümünden yararlanmış oluyor. Dışarıdaki dünyaya bir ayağınızın açık olması ufkunuzu genişletiyor.”

Şebnem Hanım’la yaptığımız röportajımızı, ‘Kitap okumaya zaman ayırabiliyor musunuz, son olarak hangi kitapları okudunuz? sorularıyla sonlandırıyoruz. Şöyle yanıtlıyor:

“Son okuduğum kitaplar: “Michio Kaku’nun Zihnin Geleceği, Sait Faik’in tüm öyküleri, Simon Sinek’in Neden ile Başla.”

Bunun yanı sıra birçok etkinliği vakit ayırabildiğim sürece takip etmeye çalışıyorum. Örneğin Kalite Kongresi çok iyi bir etkinlikti. Ana teması sürdürülebilirlikti. Epey ilham aldığımı söyleyebilirim.”

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN