6 Nisan 2017

İhtiyaçtan fazla konteyner limanı olmasının sektörü zorladığını söyleyen TÜRKLİM Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Dölen, atıl kapasite oluştuğunu ifade etti.

TÜRKLİM Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Dölen, 2. Lojistik Zirvesi’nde, yaptığı konuşmada, “Türkiye’de 2008-2009 yıllarında konteyner alanında seminerlerde konuştuğumuz zaman sanayinin ortak kaygısı şuydu: ‘Biz otomobil üreteceğiz ama ancak limanlarda yeterince kapasiteye sahip değiliz. Konteynerde büyümemiz lazım, dünya ticareti artıyor ama bizde buna yeterli bir altyapı yok, izinler zor alınıyor.’ Daha sonra, 2023 hedefleri kapsamında ‘liman çok karlı bir iş’ yaklaşımıyla liman yatırımları artmaya başladı. Ancak liman büyük yatırım gerektiriyor. Örneğin son olarak özelleştirilen Derince Limanı’nın özelleştirme bedeli 543 milyon dolar. Gerekli kapasiteyi sunması için de yine yüksek miktarda bir yatırım gerekiyor. Çok zor. Allah kolaylık versin diyorum.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de 10 yıl önce konteynerleşme oranı 1’e 2 olduğunu, Türkiye yüzde 1 büyüyorsa, konteynerleşme oranının ise yüzde 2 olduğunu söyleyen Dölen, “Konteynerleşme oranı 1-1,5 seviyesine düştü. Bir başka ifadeyle eskisi kadar mal konteyner içine girmiyor. Fueloil fiyatlarının düşmesiyle genel kargo fiyatları daha da aşağı indi. Konteynerleşmenin azalması, ihtiyaçtan fazla yatırım yapılmasıyla limancılık sektörü tamamen krize doğru gidiyor.” dedi.

Yaşanan sıkıntının sadece limanlarla ilgili olmadığını ifade eden Dölen, şunları söyledi: “Son 3 yıl içinde sadece limancılıkta sıkıntı olmadı, limancılığın ana müşterisi olan konteyner taşıtanlar da birbiri ardına zararlar açıklamaya başladılar. Çok büyük konteyner firmalarından biri 3 yıl üst üste yüzde 20-25 oranında personel azaltma yoluna gitti.

Maliyetleri düşürmek için daha büyük gemiler yapılması yoluna gidildi. Dolayısıyla sıkıntı sadece limanlarda değil büyük gemilerde de yaşanmaya başladı. Dolayısıyla 16-17 konteyner hattı yaşayamaz hale geldi. Bunlardan biri resmen iflas etti, diğerleri de birleşme yoluna gitti. Çin, dünyanın her yerine ihracat yapan bir ülke. Üç hattı devlet zoruyla birleştirdi.”

DÜNYADA 4 TANE KONTEYNER HATTI KALDI

“Şu anda dünyadaki konteyner hatlarına baktığımızda 4 tane temelde hat kaldı.” Diyen İbrahim Dölen, şöyle devam etti: “Bir başka ifadeyle limanlar olarak  4 tane müşteri adayımız var. İşin kötü tarafı bunlardan ikisi aynı zamanda liman faaliyetiyle de uğraşıyor. Dolayısıyla şu anda müşteri sayımızın azaldığı, çok kuvvetli konteyner hatlarının egemen olduğu bir ortam yaşamaya başladık. Bu da liman işletenler üzerinde fiyat baskısı oluşturmaya başladı. Kendi limanlarını da yapıyorlar. Bir Çin firması Kumport’u inanılmaz bir fiyata satın aldı. MSC Asyaport’u kurdu. Asyaport’un kurulma nedeni sadece gemilerin Karadeniz’e çıkma ihtiyacını ortadan kaldırmak değildi. Amaç demiryolundan Özellikle Orta Avrupa’ya, Kuzey Avrupa’ya gitmeden tüm konteynerlerin indirilip transit edilmesiydi. Ama ne oldu bilmiyorum ama hayata geçirilemedi. Bunda Türkiye için büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyorum.

“İŞLETMECİLERİ ÜZERİNDE FİYAT BASKISI OLUŞTURUYOR”

“Dolayısıyla geldiğimiz noktada Türkiye gereğinden fazla liman sahibi konumunda geldi. 210 tane liman var. Bunun 62’si TÜRKLİM üyesi ve konteynerdeki payı yüzde 95’in üzerinde. Bir başka ifadeyle elleçlenen konteynerlerin yüzde 95’inin işlemini TÜRKLİM üyeleri gerçekleştiriyor. Limancılık için zor bir dönem yaşıyoruz. Konteyner firmaları son dört yılda birleşerek, maliyetlerini azaltarak bugüne geldiler. Şimdi ise doğal olarak, para kazanabilmek için kendilerine hizmet verenlerin üzerine gelmek durumundalar ve geliyorlar.

Bu ortamda konteyner limanı inşa edilmesi ya da varolan konteyner limanının alınması, sermayeder gözüyle baktığım zaman imkansız gibi.”

 

Anahtar Kelime: ,
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN