Türkiye otomobil pazarı 2025 yılında satış rakamlarında rekor tazelerken, fiyat tarafında önemli bir kırılma yaşadı. Pandemi sonrası dönemde “güvenli yatırım aracı” olarak görülen otomobil, 2025 yılında fiyat artışında enflasyonun gerisinde kalarak reel olarak kayıp yazdı.
LenaCars tarafından hazırlanan kapsamlı “2025 Yatırım Araçları Karşılaştırması” raporu, otomobilin finansal açıdan artık güvenli bir liman olmadığını, buna karşılık araç kiralamanın hem bireysel hem kurumsal tüketiciler için daha rasyonel hale geldiğini ortaya koyuyor.
LenaCars Genel Müdürü Selçuk Nazik, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Otomobil geçtiğimiz 1 yılda yatırım değerini koruyamadı. Tüketicilerin ve şirketlerin bir kısmının da sahiplik yerine kiralamaya yönelmeye başladığını görüyoruz. Türkiye’de otomobil son yıllarda hem ulaşım hem yatırım aracı olarak görülüyordu. Ancak 2025 verileri, bize durumun değişeceğini gösteriyor.” dedi.
1 milyon TL neydi, ne oldu?
Rapora göre 2025 yılının başında 1 milyon TL’yi farklı yatırım araçlarına yönlendiren bir yatırımcının yıl sonundaki durumu, Türkiye’de servetin nasıl yeniden dağıldığını net biçimde ortaya koyuyor. Gram altın yüzde 99 artışla 1 milyon TL’yi 1.993.302 TL seviyesine taşırken, mevduat faizi 154.457 TL reel getiri sağladı.
Sıfır otomobil nominal yüzde 18 artışa rağmen reel bazda yüzde 12,89 kayıp yaşattı. İkinci el otomobilde ise nominal yüzde 14 artışa rağmen reel kayıp yüzde 16,89 seviyesinde gerçekleşti. BIST 100 endeksi reel bazda yüzde 16,32 kayıp üretirken, ABD doları ve euro da enflasyonun altında kalarak reel getiri sağlayamadı.
Otomobil enflasyona yenildi
Verileri değerlendiren Selçuk Nazik, rapordaki en çarpıcı sonucun otomobilin enflasyon karşısındaki performansı olduğunu vurguladı. Nazik, “2025 yılında otomobil fiyatları artsa bile bu artış enflasyonu yakalayamadı. Örneğin 2025 başında 1 milyon TL ile sıfır otomobil alan bir kişi, yıl sonunda 1.180.000 TL değerinde bir araca sahip oldu. Ancak bu tutarın enflasyona göre düzeltilmiş gerçek değeri 851 bin 100 TL. Yani otomobil sahibi bir yılda yaklaşık 150 bin TL kayıpla karşılaştı. Aynı tutarı altına yatıran bir yatırımcı ise yıl sonunda 1.993.302 TL’ye ulaştı ve yüzde 52 reel getiri elde etti.” dedi.
Nazik’e göre vergi ve maliyet yükü, hızlanan değer kaybı, yüksek finansman maliyetleri ve belirsiz ikinci el fiyatları otomobili yeniden yatırım aracı olmaktan çıkarıyor. Otomobilin yalnızca değer kaybetmekle kalmadığını belirten Nazik, bakım, sigorta, vergi ve finansman giderleriyle sürekli nakit tüketen bir varlık haline geldiğine dikkat çekti.
Araç kiralamak tekrar rasyonel hale geldi
Otomobilde yaşanan reel kayıpla birlikte araç kiralama fiyatlarındaki dengenin oturması, kiralama modelini hem şirketler hem de bireysel kullanıcılar için yeniden mantıklı bir seçenek haline getirdi. Selçuk Nazik, “Kiralama, en basit ifadeyle otomobilin değer kaybını kullanıcıdan alıp kiralama şirketine yüklüyor. Değer kaybı riski yok, büyük peşinat gerekmiyor, nakit akışı korunuyor ve yatırım fırsat maliyeti ortadan kalkıyor. Bugün bir kişi 1 milyon TL’yi otomobile bağladığında, o paranın altın, döviz ya da kripto gibi enflasyonu yenebilen araçlarda yaratacağı değerden vazgeçmiş oluyor. Kiralama modeli bu fırsat maliyetini ortadan kaldırıyor.” dedi.
Türkiye’de mobilite finansal bir karar
Birçok Avrupa ülkesinin aksine Türkiye’de otomobil satın almak, yalnızca bir ulaşım ihtiyacı değil, aynı zamanda finansal bir karar olarak görülüyor. Bu noktaya dikkat çeken Selçuk Nazik, “Tüketici otomobil satın alırken her zaman ‘Bu otomobili almak mı, bu parayı çalıştırmak mı daha mantıklı?’ sorusunu soruyor. Oysa otomobil temelde bir yatırım değil, bir tüketim kalemidir. İhtiyacın kadar kullan anlayışı, yeni mobilite felsefesini ve doğrudan araç kiralama modellerini destekliyor. Dakikalık, saatlik, günlük ve uzun dönemli kiralama çözümleri geliştikçe, kiralama sektörü çok daha geniş bir kitleye hitap edecek.” ifadelerini kullandı.