Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi, sektörün 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2026 sonrası hedeflerini paylaşmak üzere Dış Ticaret Kompleksi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, lojistik ve yük taşımacılığı sektörünün yalnızca hizmet ihracatı açısından değil, Türkiye’nin mal ticaretinin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.
Baykara, “Lojistik ve yük taşımacılığı sektörü; iç pazar büyüklüğü, ihracata sağladığı katkı ve mal ticaretini mümkün kılması nedeniyle ülkemizin en stratejik hizmet sektörlerinden biridir. 2024 yılında Türkiye, 40 milyar doların üzerinde lojistik ve taşımacılık ihracatı gerçekleştirirken, bu rakamın yarısına yakını yük taşımacılığından oluştu. 2025 yılı kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi” dedi.
Üye sayısı 3 yılda 2,5 kat arttı
Sektörün kurumsal kapasitesindeki büyümeye dikkat çeken Murat Baykara, 2022 Ocak ayından bu yana yük taşımacılığı ve lojistik hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren Birlik üyesi firma sayısının 255’ten 701’e yükseldiğini belirtti. Baykara, “Bu artışla birlikte sektörümüz, HİB bünyesinde üye sayısı açısından üçüncü sıraya yerleşti. Komitemizin ulusal ve uluslararası alandaki çalışmaları, sektörün istek, öneri ve sorunlarının çözümü ile destek, kredi ve fuar olanaklarının hayata geçirilmesi sonucunda ortaya çıkan bu tablo, sektörümüzün dinamizmini ve ihracat potansiyeline olan güveni açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin güçlü ulaşım altyapısının sektöre önemli bir rekabet gücü sağladığını belirten Baykara, liman, havalimanı, karayolu, demiryolu ve stratejik lojistik tesislerin entegre şekilde çalışabildiği yapının Türkiye’yi bölgesel bir lojistik merkez haline getirdiğini söyledi. Baykara, “Karayoluyla 1.000–1.200 kilometrelik, havayoluyla ise üç saatlik uçuş mesafesinde erişilebilen geniş bir talep havzasına sahibiz. Buna düşük riskli ekonomik ortam, güçlü küresel bağlantılar, hizmette verimlilik ve kalifiye iş gücü eklendiğinde Türkiye lojistikte benzersiz bir konuma sahip” diye konuştu.
Kara, hava, deniz ve demiryolunda güçlü büyüme
Uluslararası yük taşımacılığında karayolunun özellikle AB ve sınır komşularıyla ticarette belirleyici rol oynadığını vurgulayan Murat Baykara, “Son 10 yılda karayoluyla taşınan ihracat yaklaşık yüzde 55 arttı. 2014’te 55,3 milyar dolar olan karayolu taşımacılığı ihracatı, 2024’te 85,8 milyar dolara ulaştı” dedi.
Deniz taşımacılığında ise 2014–2024 döneminde konteyner taşımacılığının TEU bazında yüzde 62, elleçlenen yük miktarının ton bazında yüzde 38 arttığını aktaran Baykara, liman altyapısının güçlendirilmesinin kritik önemde olduğunu vurguladı. Limanların demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve transit taşımacılığı kolaylaştıracak uygulamaların devreye alınmasının Türkiye’nin küresel rolünü güçlendireceğini ifade etti.
Havayolu taşımacılığının ihracattaki payının değersel olarak yüzde 13 seviyesinde olduğunu belirten Baykara, 2013’ten bu yana ton bazında ortalama yüzde 47’lik bir artış yaşandığını söyledi. 2024 yılında Türkiye’nin havayoluyla ihracatında ilk beş ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri, ABD, Birleşik Krallık, Irak ve KKTC olduğunu kaydetti. Demiryolu taşımacılığında ise Türkiye’nin Avrupa’dan Orta Asya ve Çin’e uzanan hatlarda önemli bir geçiş ülkesi konumunda olduğunu, altyapı yatırımlarıyla bu potansiyelin daha etkin kullanılabileceğini dile getirdi.
Orta Koridor ve Kalkınma Yolu öne çıkıyor
Önümüzdeki beş yıllık süreçte üç katına çıkacağı öngörülen Avrupa-Asya ticaretinde Orta Koridor’un en verimli alternatiflerden biri olduğuna dikkat çeken Murat Baykara, “Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Via Carpatia ve Kuşak-Yol projeleriyle kesişen bu süreçte Türkiye’nin rolü daha da güçleniyor. HİB koordinasyonunda bu koridorların etkinliğini artıracak analizler yapılacak ve Türkiye liderliğinde gerekli adımlar için uluslararası lobi çalışmaları yürütülecek” dedi.
Baykara, Hazar Geçişli Orta Koridor’un artık yalnızca alternatif bir güzergâh olmaktan çıktığını, küresel ticaret için kritik bir altyapı haline geldiğini belirtti. Araştırma sonuçlarının, daha kısa mesafeler, daha hızlı transit süreleri, daha düşük maliyet ve güvenilirlik avantajları sunduğunu gösterdiğini ifade eden Baykara, Avrupa Birliği’nin Orta Asya’yı stratejik bir öncelik olarak tanımladığını ve bu bölgeye yatırımlarını hızlandırdığını söyledi. Ancak Baykara’ya göre AB’nin rekabetçi geleceğini inşa edebilmesi için Orta Koridor’un sürdürülebilirliğinde anahtar konumdaki Türkiye ile lojistik bağlantılarını acilen güçlendirmesi gerekiyor.
Türk taşımacılarının Kafkasya-Orta Asya bölgesinde tarihsel olarak edindiği uzmanlık ve tecrübeyle AB’li işletmelere rehberlik edebilecek yetkinlikte olduğunu vurgulayan Baykara, Türkiye ile AB arasındaki ticarette yaşanan karayolu transit kotaları ve sürücü vizeleri gibi tarife dışı engellerin maliyetleri artırdığını ve ticaret akışlarını yavaşlattığını söyledi. Baykara, bu kısıtlamaların kaldırılması halinde Türkiye’nin AB’ye ihracat kapasitesinde yüzde 12 düzeyinde artış sağlanabileceğini kaydetti.
Net hedefler, net yol haritası
Sektörün güçlü yanlarını ve fırsatlarını net biçimde gördüklerini belirten Murat Baykara, coğrafi konum, güçlü ulaşım altyapısı, nitelikli taşımacılık firmaları, uygun iş gücü maliyetleri ve küresel ticaret koridorlarındaki stratejik konumun en büyük avantajlar olduğunu ifade etti. Baykara, sektör hedeflerini şu sözlerle özetledi: “Mal ihracatıyla birlikte büyüyerek yük taşımacılığı ve lojistik gelirlerimizi orta vadede 40 milyar doların üzerine çıkaracağız. 2030 yılında Asya-Avrupa taşımalarında Türkiye’nin transit gelir payını yüzde 30’a yükseltmeyi hedefliyoruz. Orta Koridor’u en cazip güzergâh haline getirmek, e-ticaret taşımacılığında bölgesel merkez olmak, lojistik maliyetlerini azaltmak ve Dünya Bankası Küresel Lojistik Performans Endeksi’nde ilk 25 ülke arasına girmek istiyoruz.”





