Lojiyol’da “Direksiyon Başında” serimizin bu seferki konuğu Hyundai IONIQ 5. Elektrikli otomobil pazarında seçenekler çoğaldıkça karar vermek zorlaşıyor. Tam da bu noktada bazı modeller teknik verilerle değil, günlük hayatta sunduklarıyla öne çıkıyor. IONIQ 5 de bu grubun en güçlü temsilcilerinden biri. Bu testte otomobili İstanbul’un yoğun şehir içi trafiğinde ve ardından Polonezköy’e uzanan, şehir dışı sayılabilecek bir rotada kullandık.

Dış tasarım: Kendine özgü, yolda hemen ayırt ediliyor
Hyundai IONIQ 5, yolda sıradan görünmeyen otomobillerden biri. Bunun nedeni yalnızca futuristik detaylar değil; tasarımın arkasındaki bilinçli tarihsel ve teknik yaklaşım. IONIQ 5’in tasarımı, Hyundai’nin global tasarım vizyonunu yöneten SangYup Lee liderliğindeki ekip tarafından şekillendirildi ve markanın geçmişiyle geleceği arasında net bir bağ kurmayı hedefliyor.
Bu bağın çıkış noktası Hyundai için oldukça sembolik: 1970’lerde markanın ilk seri üretim otomobili olan Pony. Pony’nin köşeli, net ve fonksiyonel çizgileri, IONIQ 5’te modern bir yorumla yeniden hayat buluyor. Bu nedenle otomobil hem retro esintiler taşıyor hem de tamamen çağdaş bir elektrikli kimliği yansıtıyor. Geçmişten ilham alıyor ama nostaljiye yaslanmıyor.
IONIQ 5’in en ayırt edici görsel unsuru olan Parametrik Piksel LED’ler, otomobilin adeta imzası niteliğinde. Ön ve arka aydınlatmalarda kullanılan bu piksel formu, dijital çağ vurgusunu bilinçli biçimde öne çıkarıyor. Gündüz sade, gece ise oldukça karakteristik bir görünüm sunuyor ve otomobili tek bakışta ayırt edilir kılıyor.
Elektrikli otomobillere özgü kısa kaput yapısı, IONIQ 5’te tek parça clamshell motor kapağı ile tamamlanıyor. Bu çözüm panel birleşimlerini azaltarak daha temiz, daha sade ve daha “tek parça” bir ön yüz yaratıyor. Yan profildeki düz tavan çizgisi ve dik C sütunu, klasik SUV ya da crossover oranlarından bilinçli şekilde uzaklaşıyor. Bu sayede otomobil, alışılmış segment tanımlarının dışına çıkan özgün bir siluet ortaya koyuyor.
Tasarım sadece estetik değil, aynı zamanda işlevsel. IONIQ 5’in sürtünme katsayısı yaklaşık 0,29 Cd seviyesinde. Bu değer, bu boyutlardaki bir crossover için oldukça başarılı. Aerodinamik olarak şekillendirilmiş jantlar, gömme kapı kolları ve sade yüzeyler bu değere doğrudan katkı sağlıyor. Tasarım dili, menzil ve verimlilik hedefleriyle uyum içinde çalışıyor.
IONIQ 5’in oranları da tasarımın temel yapı taşlarından biri. 3.000 mm aks mesafesi, otomobile hem dışarıdan bakıldığında dengeli bir duruş kazandırıyor hem de iç mekânda sınıfının üzerinde bir yaşam alanı yaratıyor. Bu uzun aks mesafesi, tasarımın yalnızca “güzel” değil, aynı zamanda “akıllı” olduğunu da gösteriyor.
IONIQ 5’in tasarımı agresif olmaya çalışmıyor; bağırmıyor, zorlamıyor. Bunun yerine net, sade ve zamana dayanıklı bir karakter sunuyor. Polonezköy’de verdiğimiz kısa molalarda otomobilin etrafında oluşan meraklı bakışlar da bu yaklaşımın karşılık bulduğunu gösteriyor.
IONIQ 5, tasarımıyla şunu net biçimde söylüyor: Bu otomobil bir trendin parçası değil, kendi çizgisini çizen bir elektrikli.
Ön ve arka koltuklar yatırıldığında iç mekânda oldukça geniş ve düz bir alan oluşuyor. Bu yapı, uzun yol molalarında dinlenmek veya kısa süreli duraklamalarda kabin içinde rahat bir yaşam alanı oluşturmak için önemli bir konfor avantajı sunuyor.
İç mekâna ilk adım: Ferahlık hissi gerçekten fark yaratıyor
Hyundai IONIQ 5’in kapısını açtığınız anda otomobilin karakteri netleşiyor. Birçok farklı markanın ve segmentin otomobilini kullandıktan sonra bile bu hissin bu kadar belirgin olması tesadüf değil. IONIQ 5’te ferahlık sadece “geniş” olduğu için değil, nasıl geniş hissettirdiği için bu kadar çarpıcı.
Elektrikli otomobillere özgü düz zemin mimarisi, iç mekânı klasik otomobillerden kökten ayırıyor. Ortada yükselen bir şaft tüneli yok, ayaklar serbest, alan kesintiye uğramıyor. Ön konsol sürücüye doğru yüklenmiyor; aksine ileri taşınarak kabinin ön kısmında açık bir alan algısı yaratıyor. Bu, otomobilin içine bindiğiniz anda üzerinize gelen bir ferahlık hissi oluşturuyor.
Geniş cam yüzeyler ve panoramik cam tavan bu algıyı daha da güçlendiriyor. Özellikle şehir içinde, binalar arasında ilerlerken bile iç mekân karanlık ya da kapalı hissettirmiyor. Gün ışığı kabine homojen şekilde yayılıyor ve otomobil olduğundan daha büyük algılanıyor. Bu noktada “ferah” kelimesi yetersiz kalıyor; IONIQ 5’in iç mekânı adeta nefes alıyor.
IONIQ 5’in ferahlık algısında en önemli teknik detaylardan biri de 3.000 mm’lik aks mesafesi. Bu ölçü, birçok D segmenti otomobille yarışacak seviyede. Sonuç olarak arka koltuklarda diz mesafesi gerçekten cömert. Uzun boylu yolcular için bile “biraz toparlanayım” ihtiyacı doğmuyor. Arka koltukta oturanlar sadece taşınmıyor; konforlu şekilde yolculuk ediyor.

Bu ferahlık yalnızca ölçüyle sınırlı değil. Koltukların yerleşimi, kapı içlerindeki boşluklar, tavan yüksekliği ve koltuk minderlerinin konumu birlikte çalışıyor. Otomobil, yolcularını sıkıştırmıyor, çevrelemiyor; aksine onlara alan tanıyor.
Belki de bu yüzden, birçok otomobil kullandıktan sonra bile IONIQ 5’teki ferahlık “bağırıyor” gibi hissediliyor. Bu bir görsel numara değil, kısa süreli bir ilk izlenim de değil. Direksiyon başına geçip birkaç kilometre yol aldığınızda bu hissin kalıcı olduğunu fark ediyorsunuz.
IONIQ 5, iç mekânda şunu başarıyor:
Sadece geniş olmakla yetinmiyor, rahatlatıyor. Ve bu, elektrikli otomobil deneyimini günlük hayatta daha yaşanır hâle getiren en önemli unsurlardan biri.

Orta konsol ve ergonomi: Gösteriş değil, gerçek kullanım
IONIQ 5’in orta konsolu, elektrikli otomobil mimarisinin en doğru kullanıldığı alanlardan biri. Vites seçicinin direksiyon kolonuna alınmasıyla orta bölüm tamamen ferahlamış. Bu sayede sürücü ile yolcu arasında bir engel hissi oluşmuyor.
Telefon, cüzdan, anahtar gibi günlük eşyalar için çok sayıda ve erişimi kolay saklama alanı var. Bardaklıklar, kablosuz şarj alanı ve saklama gözleri “katalog için” değil, gerçekten kullanılmak üzere konumlandırılmış. Trafikte gözünüzü yoldan ayırmadan elinizi uzattığınızda aradığınızı bulabiliyorsunuz.
Koltuklar ve yaşam alanı: Otomobilden fazlası
Ön koltuklar elektrikli ayarlanabiliyor ve uzun yol konforu sunuyor. Minder yapısı geniş, sırt destekleri yormuyor. Uzun süre direksiyon başında kaldığınızda bile rahatsız edici bir his oluşmuyor.
Arka koltukların ileri–geri hareket ettirilebilmesi, IONIQ 5’in en önemli artılarından biri. İhtiyaca göre diz mesafesini artırmak ya da bagaj hacmini büyütmek mümkün. Koltuklar yatırıldığında ise büyük ve düz bir yükleme alanı elde ediliyor. Bu alan, otomobili günlük hayatta fazlasıyla esnek kılıyor.

Bagajlar: Önde de arkada da akıllı çözümler
Arka bagaj günlük kullanım için fazlasıyla yeterli. Yükleme eşiği alçak, zemin düz. Asıl sürpriz ise ön tarafta. Motor kapağını açtığınızda karşınıza çıkan ön bagaj (frunk), en az iki sırt çantasını rahatlıkla alabilecek büyüklükte. Şarj kabloları ve günlük eşyalar için son derece kullanışlı.

Şehir içi sürüş: Sessizlik lüks hâline geliyor
Hyundai IONIQ 5, İstanbul trafiğinde kullanılmaya başlandığı anda karakterini çok hızlı şekilde belli ediyor. Elektrikli motorun sunduğu sessizlik, şehir içi sürüşte bir konfor unsuru olmaktan çıkıp doğrudan bir lüks hâline geliyor. Motor sesi yok, titreşim yok, gürültü yok. Bu da zaten yorucu olan şehir trafiğini daha katlanılabilir, hatta sakinleştirici bir deneyime dönüştürüyor.
Elektrikli motorun sunduğu anlık tork sayesinde kalkışlar son derece akıcı. Trafik ışıklarında ya da sıkışık dur-kalk temposunda otomobil sizi geciktirmiyor, tereddüt etmiyor. Gaz pedalına verdiğiniz her komut net ve gecikmesiz şekilde karşılık buluyor. 170 PS güç ve 350 Nm tork, şehir içi kullanım için fazlasıyla yeterli olmanın ötesinde, gerektiğinde güven veren bir ataklık sunuyor.

IONIQ 5’in şehir içi sürüşünü keyifli hâle getiren en önemli unsurlardan biri de sürüş modlarının ayarlanma biçimi. Direksiyonun hemen yanında konumlandırılmış, tasarımıyla da dikkat çeken şık kumanda üzerinden Eco, Normal, Sport, Snow ve My Drive modları arasında geçiş yapmak mümkün. Bu kumanda sadece işlevsel değil; sürüş sırasında elinizin doğal olarak uzandığı yerde olduğu için dikkat dağıtmadan kullanım sağlıyor.
Eco mod, enerji verimliliğini önceliklendiren ayar. Gaz tepkileri yumuşuyor, güç dağılımı daha sakin hâle geliyor ve rejeneratif frenleme daha belirgin çalışıyor. İstanbul trafiğinde, özellikle yoğun saatlerde bu mod otomobili daha akıcı ve stressiz bir yol arkadaşına dönüştürüyor. Gazdan ayağınızı çektiğinizde otomobil daha net şekilde yavaşlıyor, fren kullanım ihtiyacı azalıyor.
Normal mod, IONIQ 5’in günlük kullanımda en dengeli ayarı. Gaz tepkileri doğal, otomobil ne ağırkanlı ne de gereksiz derecede atak. Rejeneratif frenleme dengeli çalışıyor; otomobil gazdan ayağınızı çektiğinizde serbestçe akıyor ama gerektiğinde yumuşak bir yavaşlama da sunuyor. İstanbul gibi karmaşık trafikte en tahmin edilebilir ve rahat sürüş hissi bu modda elde ediliyor.
Sport moda geçildiğinde ise otomobilin karakteri hissedilir şekilde değişiyor. Gaz tepkileri keskinleşiyor, elektrik motorunun anlık torku daha net hissediliyor. Rejeneratif frenleme hissi bir miktar geri planda kalırken otomobil daha “akışkan” ilerliyor. Şehir içinde kısa ara hızlanmalarda bu fark rahatlıkla hissediliyor. IONIQ 5 bir spor otomobil olmaya çalışmıyor; ancak sürücüsüne “istediğinde canlı olabilirim” mesajını net şekilde veriyor.
Snow mod, düşük tutunmalı zeminler için devreye giriyor. Gaz tepkileri yumuşatılıyor, rejeneratif frenleme ve çekiş kontrolü daha hassas çalışıyor. Amaç performans değil; patinajı azaltmak ve kaygan zeminlerde daha kontrollü bir sürüş sağlamak.
Bu menüdeki en dikkat çekici seçenek ise My Drive. My Drive sayesinde sürücü, otomobili kendi alışkanlıklarına göre kişiselleştirebiliyor. Gaz pedalı hassasiyeti, direksiyon tepkileri ve rejeneratif frenleme dengesi sürücünün tercihine göre ayarlanabiliyor. IONIQ 5 bu sayede hazır senaryolarla yetinmeyip gerçekten sürücüyle birlikte şekillenen bir otomobile dönüşüyor.
Bir diğer önemli nokta da süspansiyon ve direksiyon uyumu. Şehir içindeki bozuk asfaltlar, kasisler ve yol birleşimlerinde süspansiyon darbeleri başarılı şekilde sönümlüyor. Direksiyon hafif ama güvensiz değil; özellikle dar sokaklarda ve manevralarda otomobili olduğundan daha küçük hissettiriyor.
IONIQ 5, şehir içi sürüşte şunu başarıyor: Sürücüyü yormuyor, acele ettirmiyor, sakinleştiriyor. Elektrikli otomobilin en büyük avantajlarından biri olan sessizliği; ayarlanabilir sürüş modları ve rejeneratif frenleme ile birleştirerek İstanbul gibi zor bir şehirde bile sezgisel, doğal ve keyifli bir sürüş deneyimi sunuyor.

Şehir dışı ve Polonezköy rotası: Denge burada ortaya çıkıyor
Şehirden çıkıp Polonezköy yollarına yöneldiğinizde Hyundai IONIQ 5’in karakterinin ikinci yüzü ortaya çıkıyor. İstanbul’un yoğun temposunda sakinleştirici olan otomobil, daha akıcı ve virajlı yollarda ise ne kadar dengeli ayarlandığını göstermeye başlıyor.
IONIQ 5’in temelini oluşturan E-GMP platformu, bu noktada kendini net biçimde hissettiriyor. Bataryanın akslar arasına yerleştirilmesi sayesinde ağırlık merkezi oldukça düşük. Bu da virajlarda otomobilin gövde hareketlerini sınırlıyor, yola daha sağlam basmasını sağlıyor. Yüksek yapılı bir elektrikli olmasına rağmen virajlarda tedirgin eden bir salınım hissi oluşturmuyor.
Süspansiyon ayarı konfor odaklı ama gevşek değil. Polonezköy’e uzanan yolda karşılaşılan asfalt bozulmaları, yamalar ve ani zemin değişimleri iyi süzülüyor. Aynı zamanda viraj giriş ve çıkışlarında otomobilin tepkileri tahmin edilebilir kalıyor. Direksiyon tepkileri sportif beklentisi olanları heyecanlandırmayabilir; ancak güven veren, kontrollü ve rahat bir sürüş sunuyor.
IONIQ 5 burada çok net bir duruş sergiliyor:
Hızlanmaya teşvik etmiyor, ama gittiğiniz hızda kendinizi güvende hissettiriyor. Bu da uzun yolculuklarda sürücüyü yormayan, istikrarlı bir sürüş karakteri anlamına geliyor.
Rejeneratif frenleme ve tek pedal sürüş: Alıştıran, zorlamayan bir sistem
IONIQ 5’in rejeneratif frenleme sistemi, direksiyon arkasındaki kulakçıklar üzerinden ayarlanabiliyor ve bu yapı sürücüyü hiçbir noktada zorlamıyor. Elektrikli otomobile ilk kez geçenler için en kritik başlıklardan biri olan “alışma süreci”, bu otomobilde oldukça yumuşak ilerliyor.
Düşük rejenerasyon seviyelerinde sürüş hissi klasik içten yanmalı otomobillere oldukça yakın. Gazdan ayağınızı çektiğinizde otomobil serbestçe akıyor, ani yavaşlamalar yaşanmıyor. Bu ayar, özellikle uzun yol ve şehir dışı sürüşlerde oldukça rahatlatıcı.
Rejenerasyon seviyesi yükseltildiğinde ise gazdan ayağınızı çektiğiniz anda otomobil belirgin şekilde yavaşlamaya başlıyor. Kavşaklara yaklaşırken, viraj önlerinde ya da yokuş aşağı inişlerde fren pedalına daha az ihtiyaç duyuluyor. Bu hem sürüşü daha akıcı hâle getiriyor hem de enerji geri kazanımını artırıyor.
Tek pedal sürüş mümkün, ancak zorunlu değil. Bu çok önemli bir detay. IONIQ 5, sürücüyü “ya alış ya vazgeç” noktasına getirmiyor. İsteyen klasik fren–gaz kullanımını sürdürüyor, isteyen tek pedal sürüşün konforunu devreye alıyor. Bu yaklaşım, elektrikli otomobil kullanımını daha erişilebilir ve stressiz hâle getiriyor.
Müzik sistemi: Sessizlikle birleşince fark yaratıyor
IONIQ 5’te donanım seviyesine bağlı olarak sunulan Bose premium ses sistemi, elektrikli otomobilin sunduğu sessizlikle birleştiğinde gerçek potansiyelini ortaya koyuyor. İçten yanmalı motorlu otomobillerde ne kadar iyi olursa olsun, müzik sistemi her zaman motor sesi ve titreşimle mücadele eder. IONIQ 5’te bu engel ortadan kalkıyor.
Sesler net, vokaller berrak ve doğal. Baslar tok ama abartısız; hiçbir noktada kabini boğmuyor. Özellikle orta frekanslarda müzik detayları rahatlıkla ayırt edilebiliyor. Uzun yolculuklarda sistem yorucu hâle gelmiyor, ses seviyesini artırdığınızda bile dağılıp rahatsız etmiyor.
Şehir dışı sürüşte yol ve rüzgâr sesi izolasyonu da başarılı olduğu için müzik sistemi karakterini koruyor. Bu da IONIQ 5’i sadece bir ulaşım aracı değil, keyifli bir yol arkadaşı hâline getiriyor. Müzik sistemi burada bir “gösteri unsuru” değil; sürüş deneyiminin kalitesini yükselten tamamlayıcı bir detay olarak konumlanıyor.
Rakipler masaya yatırıldığında
Bu sınıfta karar verirken mesele yalnızca fiyat etiketi değil; otomobilin ne sunduğu, hangi kullanım senaryosuna hitap ettiği ve uzun vadede hayatın neresine oturduğu belirleyici oluyor. Elektrikli otomobiller arasındaki farklar, kağıt üzerindeki teknik verilerden çok günlük kullanımda hissediliyor.
Kia EV3, daha kompakt boyutları, şehir odaklı yapısı ve genç karakteriyle öne çıkıyor. Günlük şehir kullanımı için pratik bir seçenek. Ancak iç mekân ferahlığı, arka koltuk yaşam alanı ve uzun yol konforu söz konusu olduğunda IONIQ 5’in sunduğu genişlik ve rahatlık seviyesine ulaşamıyor.
Hyundai IONIQ 6, aerodinamik yapısı ve menzil verimliliğiyle uzun yol tarafında çok güçlü bir alternatif. Otoyol sürüşlerini ve sessiz, stabil ilerlemeyi sevenler için cazip. Buna karşın sedan formu, alçak oturma pozisyonu ve daha sınırlı iç hacim, pratiklik ve ferahlık arayan kullanıcılar için dezavantaj oluşturabiliyor.
Tesla Model Y, yazılım altyapısı, performans değerleri ve şarj ekosistemiyle segmentin en iddialı oyuncularından biri. Teknoloji ve hız önceliği olan kullanıcılar için güçlü bir tercih. Ancak süspansiyon konforu, kabin izolasyonu ve iç mekân hissi, herkesin beklentisine hitap etmeyebiliyor. Özellikle uzun süreli kullanımda “rahatlık” arayanlar için daha sert bir karakter sunuyor.
Mini Countryman Electric ise tasarım, marka algısı ve sürüş keyfiyle öne çıkan bir model. Karakterli, dikkat çekici ve premium bir hissiyat sunuyor. Ancak iç mekân genişliği, arka koltuk ferahlığı ve yükleme esnekliği açısından daha niş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor.
IONIQ 5, bu tablo içinde uçlara oynamıyor.
Ne sadece şehir otomobili, ne sadece uzun yolcu, ne de yalnızca teknoloji vitrini. Bunun yerine ferahlık, konfor, sürüş dengesi ve kullanım zekâsını bir arada sunarak en geniş kullanıcı kitlesine hitap eden dengeli noktada duruyor.
Kim için uygun?
Hyundai IONIQ 5, elektrikli otomobile geçerken “her ihtiyacı tek otomobille karşılamak” isteyenler için güçlü bir aday.
IONIQ 5 özellikle;
- Tek otomobili olacak,
- Haftanın büyük bölümünde şehir içinde, hafta sonları ise şehir dışına çıkan,
- Aileyle rahat ve ferah yolculuk etmeyi önemseyen,
- Uzun süre direksiyon başında kaldığında yormayan bir sürüş arayan,
- Elektrikli otomobile geçerken menzil, şarj ve kullanım alışkanlıkları konusunda stres yaşamak istemeyen
kullanıcılar için oldukça mantıklı bir tercih.
Arka koltuk ferahlığı, ileri–geri hareket edebilen koltuk yapısı, büyük ve düz yükleme alanı, önde ek bagaj gibi detaylar IONIQ 5’i günlük hayatın içine rahatça yerleştiriyor. Şehir içinde sessiz ve akıcı, şehir dışında dengeli ve güven veren karakteriyle tek bir kullanım senaryosuna sıkışmıyor.
Aynı zamanda IONIQ 5, elektrikli otomobile ilk kez geçecek kullanıcılar için de doğru bir başlangıç noktası. Rejeneratif frenleme ve sürüş modları sürücüyü zorlamıyor, alışkanlıkları bir anda değiştirmeye zorlamadan adım adım uyum sağlıyor.
IONIQ 5’in gücü tam da burada yatıyor:
Uçlara kaçmadan, çoğu ihtiyacı aynı potada eritmesi.
Bu nedenle IONIQ 5, rakipleri arasında “en çok kişiye en az ödünle hitap eden” elektrikli otomobillerden biri olarak öne çıkıyor.
Son söz
Hyundai IONIQ 5, elektrikli otomobil dünyasında yüksek sesle konuşmuyor ama söyledikleri net. Ne uç performans iddiası peşinde, ne de sadece teknoloji vitrini olmaya çalışıyor. Bunun yerine tasarım, ferahlık, sürüş konforu ve kullanım kolaylığını gerçek hayatın ihtiyaçlarına göre bir araya getiriyor.
Bu otomobilin gücü, direksiyon başında geçirilen kilometreler arttıkça daha iyi anlaşılıyor. İstanbul trafiğinde sakinleştiren sessizliğiyle, Polonezköy yollarında güven veren dengesiyle, günlük kullanımda sunduğu ferahlık ve esneklikle kendini ispat ediyor. IONIQ 5, “ilk bakışta etkileyen” değil, zamanla bağ kurduran otomobillerden biri.
Elektrikli otomobile geçişte en zor karar genellikle şu oluyor: “Alışabilecek miyim?”
IONIQ 5 bu soruyu sormadan cevaplıyor. Zorlamıyor, dayatmıyor, öğretmeye çalışmıyor; sadece uyum sağlıyor. Sürüş modlarından rejeneratif frenlemeye, iç mekân ferahlığından kullanım pratiklerine kadar her detay, sürücünün hayatına sessizce adapte oluyor.
Lojiyol’da Direksiyon Başında bu testten çıkan tablo net: Hyundai IONIQ 5, elektrikli otomobile geçişte heyecan arayanları değil belki, ama doğru kararı vermek isteyenleri hedefliyor. Dengeli, ferah, sakin ve uzun vadede yormayan bir elektrikli otomobil arayanlar için IONIQ 5, bugün hâlâ en sağlam referans noktalarından biri.




