Lojiyol Haber olarak bu seferki röportaj konuğumuz DKV Mobility Türkiye Ülke Müdürü Deniz Çokcoş Sezer oldu. Çokcoş Sezer, DKV Mobility'nin Türkiye'de yalnızca uluslararası taşımacılık yapan firmalara değil, artık tüm ticari filolara hizmet verdiğini belirterek şirketin 2026 yılındaki dönüşümünü anlattı. Türkiye'nin DKV Mobility'nin Avrupa yapılanması içinde stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayan Çokcoş Sezer, yakıt kartının artık tek başına yeterli olmadığını, müşterilerin vade, nakit akışı yönetimi, HGS giderlerinin tek faturada toplanması ve vergi iadesi gibi çözümleri giderek daha fazla talep ettiğini söyledi. Azerbaycan'daki yeni operasyonun Türk taşımacılık sektörü için stratejik önemine değinen Çokcoş Sezer, veri, yapay zekâ ve elektrifikasyon alanındaki çalışmalara da dikkat çekti.

"Müşteri profilimiz çeşitlendi"
2026 yılının ilk 6 ayı DKV Mobility Türkiye açısından nasıl geçti? 2025'in aynı dönemine kıyasla büyüme, müşteri sayısı, işlem hacmi veya kart kullanımı açısından paylaşabileceğiniz veriler var mı?
"2026'nın ilk yarısı bizim açımızdan klasik anlamda yalnızca hacim büyüttüğümüz değil, Türkiye'de faaliyet alanımızı ciddi biçimde genişlettiğimiz bir dönem oldu. DKV Mobility uzun yıllardır uluslararası taşımacılık yapan Türk şirketlerinin Avrupa'daki yakıt, geçiş, vergi iadesi ve diğer yol giderlerini yönetiyor. Son dönemde ise bu deneyimi Türkiye'de faaliyet gösteren tüm ticari filolara açtık. Türkiye genelinde binlerce istasyonda avantajlı yakıt, esnek vade seçenekleri ve HGS işlemlerinin tek fatura altında yönetilmesi gibi çözümlerle çok daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmaya başladık.
Dolayısıyla bir önceki yılın aynı dönemine göre bizim için en önemli değişim yalnızca işlem hacmindeki artış değil, müşteri profilimizin çeşitlenmesi oldu. Artık yalnızca uluslararası taşımacılarla değil, farklı sektörlerde önemli araç parklarına sahip ticari filolarla da çalışıyoruz. Henüz kamuoyuyla paylaşabileceğimiz karşılaştırmalı müşteri ve işlem hacmi rakamlarımız bulunmuyor; ancak gerek yeni müşteri kazanımı gerekse mevcut müşterilerimizin hizmetlerimizi daha yoğun kullanması açısından güçlü bir büyüme görüyoruz."

"Türkiye, bölgesel büyüme açısından stratejik ülkelerden biri"
Türkiye, DKV Mobility'nin Avrupa yapılanması içinde bugün nasıl bir konumda? Son iki yılda merkezin Türkiye pazarına bakışında neler değişti?
"Türkiye DKV Mobility için artık yalnızca Avrupa'ya taşımacılık yapan müşterilerimize hizmet verdiğimiz bir pazar değil. Hem çok büyük bir iç ticari filo pazarına sahip olması hem de Avrupa ile Asya arasındaki lojistik koridorun merkezinde bulunması nedeniyle bölgesel büyüme açısından stratejik ülkelerden biri haline geldi.
Son iki yıldaki en önemli değişim de bu bakış açısında yaşandı. Türkiye'nin potansiyelini yalnızca uluslararası karayolu taşımacılığı üzerinden değil, iç pazardaki bütün ticari mobilite ekosistemi üzerinden değerlendirmeye başladık. Nitekim hizmetlerimizi Türkiye'deki tüm ticari filolara açmamız bunun en somut göstergesi. Türkiye bugün DKV Mobility açısından Avrupa'da geliştirdiğimiz çözümleri yerel ihtiyaçlara uyarlayabileceğimiz ve aynı zamanda yeni iş modellerini ölçeklendirebileceğimiz önemli pazarlardan biri."

"Kart artık hizmetin kendisi değil, bir ekosisteme erişim aracı"
Son dönemde Türkiye'de sunduğunuz finansal çözümler dikkat çekiyor. Müşteriler en çok hangi hizmetleri tercih ediyor? Sizce günümüzde bir yakıt kartı artık tek başına yeterli mi?
"Bugün müşterinin ihtiyacı artık yalnızca pompa fiyatında avantaj sağlamak değil. Elbette indirimli yakıt hâlâ çok önemli; ancak bunun yanında vade, nakit akışı yönetimi, tek fatura, HGS giderlerinin yönetimi ve uluslararası taşımacılık yapan şirketler için vergi iadesi giderek daha kritik hale geliyor.
Özellikle mevcut ekonomik koşullarda esnek vade seçeneklerine çok güçlü bir talep görüyoruz. Çünkü yakıt ve yol giderleri filoların en büyük işletme sermayesi ihtiyaçlarından birini oluşturuyor. HGS işlemlerinin tek faturada toplanması ve KDV avantajı da müşteriler açısından oldukça değerli.
Dolayısıyla bugün bir yakıt kartının tek başına yeterli olduğunu düşünmüyorum. Kart artık hizmetin kendisi değil, daha geniş bir mobilite ve finansal yönetim ekosistemine erişim aracı. Müşteri yakıtını, geçişlerini, ödemelerini, raporlamasını ve mümkün olduğunca diğer filo giderlerini aynı yapı içerisinde görmek istiyor. DKV Mobility'nin dönüşümü de tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor."
"Azerbaycan, Türkiye'nin doğuya uzanan ticaret güzergâhının önemli bir parçası"
Azerbaycan operasyonunun başlaması Türk taşımacılık sektörü açısından ne ifade ediyor? Yakın coğrafyada hizmet ağınızı genişletmeyi planladığınız yeni ülkeler var mı?
"Türk taşımacılık sektörü açısından Azerbaycan yalnızca tek başına önemli bir pazar değil; Türkiye'nin Kafkasya, Orta Asya ve daha doğudaki pazarlara uzanan ticaret güzergâhının da önemli bir parçası. Bu nedenle hizmet ağımızın bu yönde genişlemesini, Türk taşımacılarının sınır ötesi operasyonlarını daha kesintisiz yönetebilmelerine katkı sağlayacak stratejik bir gelişme olarak görüyoruz.
Biz mobiliteyi ülke sınırları içerisinde ayrı ayrı hizmetler olarak değil, müşterinin bütün güzergâhını kapsayan bir yapı olarak değerlendiriyoruz. Türkiye'nin de bu açıdan çok özel bir konumu var. Yakın coğrafyadaki fırsatları ve müşterilerimizin güzergâhlarını sürekli değerlendiriyoruz."
"Müşteri artık toplam sefer maliyetini soruyor"
Uluslararası taşımacılık yapan filolar bugün sizden en çok hangi alanlarda destek talep ediyor? Yakıt yönetimi, otoyol ödemeleri, finansal çözümler, dijital hizmetler veya farklı ihtiyaçlar mı öne çıkıyor?
"Aslında artık bunları birbirinden ayırmak giderek zorlaşıyor. Müşteri bize 'en avantajlı yakıtı nereden alırım?' diye sormakla yetinmiyor; 'Bu seferin toplam maliyetini nasıl düşürürüm?' diye soruyor.
Bir güzergâhta yakıt fiyatı, otoyol ücretleri, bekleme süreleri, boş kilometreler, ödeme vadeleri ve geri alınabilecek vergiler birlikte değerlendiriliyor. Dolayısıyla yakıt yönetimi hâlâ çok önemli olmakla birlikte finansal çözümlere, geçiş hizmetlerine, veri analizine ve güzergâh bazlı maliyet şeffaflığına yönelik talep hızla artıyor. Bizim görevimiz de müşterinin bu parçaların her biriyle ayrı ayrı uğraşması yerine mümkün olduğunca tek bir ekosistem üzerinden yönetebilmesini sağlamak."
"Yapay zekâ destekli maliyet tahminlerine odaklanıyoruz"
Yakıt maliyetleri lojistik sektörünün en önemli gider kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. DKV Mobility, müşterilerinin bu maliyet baskısını azaltmak için önümüzdeki dönemde hangi yeni çözümleri hayata geçirmeyi planlıyor?
"Yakıt maliyetini azaltmanın yolu yalnızca litre başına daha düşük fiyat sunmaktan geçmiyor. Doğru istasyondan, doğru zamanda, doğru miktarda yakıt almak; gereksiz kilometreleri azaltmak, tüketimi analiz etmek ve finansman maliyetini kontrol etmek de en az iskonto kadar önemli.
Bu nedenle bir taraftan geniş istasyon ağımız, rekabetçi fiyatlama ve esnek vade modellerimiz üzerinde çalışırken diğer taraftan veriyi daha etkin kullanacağımız çözümlere odaklanıyoruz. DKV Analytics, DKV LIVE ve diğer filo yönetimi araçlarımızla araç, güzergâh ve tüketim bazında daha fazla şeffaflık sağlamayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde yapay zekânın da desteğiyle maliyet ve tüketim tahminleri ile daha akıllı rota ve hizmet önerileri bu alanda giderek daha önemli olacak."
"Operasyonel sadeleşme ve finansal avantaj bir arada"
HGS işlemlerinin tek faturada toplanması ve KDV avantajı sağlayan yeni çözümünüz sektörde nasıl karşılandı? Beklediğiniz ilgiye ulaştı mı?
"Oldukça olumlu karşılandı. Çünkü çözümümüz iki ihtiyaca aynı anda cevap veriyor: operasyonel sadeleşme ve finansal avantaj.
Şirketler çok sayıda aracın farklı köprü ve otoyol geçişlerini ayrı ayrı takip etmek yerine HGS işlemlerini tek bir fatura üzerinden daha şeffaf biçimde izleyebiliyor. Aynı zamanda söz konusu giderlerin ilgili koşullar çerçevesinde KDV açısından sağladığı avantajdan yararlanabiliyorlar. Üstelik vadeli yapı nakit akışını da destekliyor.
Bizim açımızdan gördüğümüz ilgi aslında daha büyük bir eğilimi de doğruluyor: Şirketler artık mobilite sağlayıcısından yalnızca operasyonel hizmet değil, finansal değer yaratmasını da bekliyor."
"Veri, analitik ve yapay zekâ stratejik büyüme alanlarımızdan biri"
Dijitalleşme artık mobilite sektörünün de temel gündemlerinden biri. Yapay zekâ ve veri analitiği DKV Mobility'nin sunduğu hizmetleri nasıl dönüştürüyor? Önümüzdeki dönemde müşterileri hangi yenilikler bekliyor?
"DKV Mobility çok büyük miktarda mobilite ve işlem verisine sahip. Bizim için asıl değer bu veriyi müşterinin karar kalitesini yükseltecek şekilde kullanabilmek. Bu nedenle veri, analitik ve yapay zekâ artık şirketimizin stratejik büyüme alanlarından biri.
2026 yılında DKV Mobility bünyesinde Chief Data & AI Officer pozisyonu oluşturuldu ve veri, analitik ve yapay zekâ çalışmaları daha bütünleşik bir yapıya taşındı. Ayrıca Porto'da yeni bir teknoloji ve veri yetkinlik yapılanması oluşturuluyor. Yapay zekâyı maliyet ve tüketim tahminlerinden, müşteriye özel önerilerden tekrarlayan süreçlerin otomasyonuna kadar birçok alanda değerlendireceğiz.
Ancak bizim yaklaşımımız 'yapay zekâ kullanalım' değil; yapay zekâyla müşterimizin maliyetini nasıl azaltabilir, zamanını nasıl kazanabilir veya marjını nasıl iyileştirebiliriz sorusundan başlıyor. Önümüzdeki dönemin gerçek farkı burada oluşacak."
"DKV Card +Charge Truck ile 3.800 şarj noktasına erişim sağlıyoruz"
Elektrikli ağır ticari araçlar ve alternatif yakıtlar Avrupa'da hızla yaygınlaşıyor. Türkiye bu dönüşümün neresinde? DKV Mobility bu sürece nasıl hazırlanıyor?
"Türkiye'de ağır ticari araç elektrifikasyonu Avrupa'daki bazı pazarlara göre henüz erken bir aşamada. Burada aracın kendisinden çok şarj altyapısının güzergâh boyunca yeterliliği, şarj süreleri, araçların menzili ve toplam sahip olma maliyeti belirleyici olacak.
DKV Mobility olarak Avrupa'da bu dönüşümün içerisinde aktif biçimde yer alıyoruz. DKV Card +Charge ile yaklaşık 1,2 milyon şarj noktasına erişim sağlıyoruz. 2026 yılında devreye aldığımız DKV Card +Charge Truck ise 18'den fazla Avrupa ülkesinde ağır ticari araç kullanımına uygunluğu doğrulanmış 3.800 şarj noktasına erişim sağlıyor.
Biz geleceğin filosunun yalnızca dizel veya yalnızca elektrikli araçlardan oluşmayacağını düşünüyoruz. Önümüzde bir süre farklı enerji türlerinin birlikte kullanıldığı karma filolar olacak. DKV Mobility olarak hedefimiz de müşterinin hangi enerji türünü kullanırsa kullansın bütün mobilite giderlerini aynı sistem içerisinde yönetebilmesini sağlamak."
"Kendimizi ticari filoların finansal ve operasyonel mobilite ortağı olarak görüyoruz"
Avrupa'da DKV Mobility artık yalnızca bir yakıt kartı sağlayıcısı olarak değil, kapsamlı bir mobilite platformu olarak konumlanıyor. Türkiye'de de benzer bir dönüşüm yaşanıyor mu? Bugün DKV Mobility'yi nasıl tanımlarsınız?
"Kesinlikle. Aslında Türkiye'de son dönemde attığımız bütün adımlar bu dönüşümün parçaları. Bugün DKV Mobility'yi bir yakıt kartı şirketi olarak tanımlamak bizi oldukça eksik anlatır. Biz kendimizi ticari filoların finansal ve operasyonel mobilite ortağı olarak görüyoruz. Yakıt bunun önemli bir parçası; ancak geçiş ücretleri, finansal çözümler, vergi iadeleri, araç takibi, şarj, filo ve nakliye yönetimi, raporlama ve veri analitiği giderek aynı platform içerisinde birleşiyor.
Müşterinin on farklı operasyon için on farklı sistem kullanmak zorunda kalmadığı; mümkün olduğunca tek sözleşme, tek fatura ve tek dijital yapı üzerinden hareket edebildiği bir mobilite ekosistemiyiz. Türkiye'deki yolculuğumuzun yönü de tam olarak burası."
"Sektörün en büyük sınavı artan belirsizlik içinde rekabetçi kalabilmek olacak"
Lojistik sektörü son yıllarda ekonomik dalgalanmalar, maliyet artışları ve jeopolitik gelişmelerle mücadele ediyor. Sizce önümüzdeki 2-3 yılda sektörü bekleyen en büyük sınav ne olacak?
"Bence en büyük sınav, artan belirsizlik içerisinde rekabetçi kalabilmek olacak. Çünkü maliyet baskısının kısa vadede tamamen ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil. Yakıt, finansman, iş gücü ve geçiş maliyetleri devam ederken jeopolitik gelişmeler de güzergâhları ve ticaret akışlarını çok hızlı değiştirebiliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde kazanan şirketler yalnızca ölçeği büyük olanlar değil, verisini iyi kullanan, maliyetini araç ve sefer bazında gerçekten bilen ve değişen koşullara hızlı adapte olabilenler olacak. Dijitalleşme bu noktada bir teknoloji yatırımı olmaktan çıkıp doğrudan rekabet gücü meselesine dönüşüyor.
Buna bir de enerji dönüşümünü eklemek gerekiyor. Filolar önümüzdeki yıllarda hem ekonomik verimliliklerini korumak hem de farklı enerji türlerine geçişi yönetmek zorunda kalacak. Dolayısıyla sektör aynı anda maliyet, teknoloji ve sürdürülebilirlik dönüşümünü yönetmek durumunda."
"İkinci yarıda önceliğimiz büyüme zeminini derinleştirmek"
2026'nın ikinci yarısı için hedefleriniz neler? Türkiye'de yeni iş birlikleri, yeni hizmetler veya yeni yatırımlar görecek miyiz?
"İkinci yarıda en önemli önceliğimiz, ilk yarıda oluşturduğumuz büyüme zeminini derinleştirmek. Önümüzdeki dönemde temel önceliklerimiz; yurt içindeki hizmet ve iş ortaklığı ağımızı geliştirmek, yakıt ve HGS işlemlerini daha bütünleşik hale getirmek ve dijital filo yönetimi hizmetlerinin kullanımını yaygınlaştırmak olacak."
"Beş yıl sonra güvenilir bir platform olarak anılmak istiyoruz"
Beş yıl sonrasına baktığınızda DKV Mobility Türkiye'yi nerede görmeyi hedefliyorsunuz? Bu hedefe ulaştığınızı gösteren temel başarı kriterleri neler olacak?
"Beş yıl sonra DKV Mobility Türkiye denildiğinde akla yalnızca yakıt kartı değil, ticari filonun mobiliteyle ilgili tüm ihtiyaçlarını yönettiği güvenilir bir platform gelmesini istiyoruz.
Başarıyı da yalnızca kaç kartımız veya kaç müşterimiz olduğuyla ölçmemeliyiz. Elbette müşteri sayısı, işlem hacmi ve pazar payı önemli kriterler. Ama müşterimizin bizimle kaç farklı hizmetini yönettiği, operasyonel maliyetini ne ölçüde düşürebildiğimiz, nakit akışına ne kadar katkıda bulunduğumuz ve müşterinin günlük operasyonunda ne kadar vazgeçilmez hale geldiğimiz daha anlamlı göstergeler."
"Ölçemediğiniz maliyeti yönetemezsiniz"
Bugün Türkiye'deki bir lojistik firmasının yöneticisi karşınızda olsa, maliyetlerini düşürmesi ve rekabet gücünü artırması için vereceğiniz ilk tavsiye ne olur?
"İlk tavsiyem, yalnızca birim fiyatı değil toplam sefer maliyetini yönetmesi olur. Bazen daha ucuz görünen yakıt, yanlış güzergâh, yüksek geçiş bedeli, boş kilometre, uzun bekleme süresi veya finansman maliyeti nedeniyle toplamda daha pahalı hale gelebiliyor. Bu nedenle araç, sürücü ve rota bazında veriye sahip olmak; yakıt, geçiş, vade ve vergi avantajlarını birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Ölçemediğiniz maliyeti yönetemezsiniz. Dolayısıyla önce gerçek maliyeti görünür hale getirmek, ardından her seferi ayrı bir kârlılık merkezi gibi yönetmek bugün lojistik firmalarının rekabet gücünü artırabilecek en önemli adımlardan biri."
"Finansal ve operasyonel çözüm arasındaki çizgi ortadan kalktı"
Son iki yılda müşterilerinizin beklentilerinde sizi en çok şaşırtan değişim ne oldu? Beş yıl önce talep edilmeyen ancak bugün vazgeçilmez hale gelen bir hizmet var mı?
"En belirgin değişim, finansal çözüm ile operasyonel çözüm arasındaki çizginin neredeyse ortadan kalkması oldu.
Beş yıl önce bir müşteri yakıt kartında öncelikle istasyon ağına ve fiyat avantajına bakarken bugün aynı görüşmede vade, faturalama, KDV, raporlama, geçiş hizmetleri ve verinin nasıl kullanılacağını soruyor. Çünkü mevcut ekonomik ortamda birkaç günlük nakit akışı avantajı bile şirket için önemli bir değer yaratabiliyor.
Diğer önemli değişim ise anlık görünürlük beklentisi. Ay sonunda bir rapor almak artık yeterli değil. Filo yöneticisi bugün ne kadar yakıt alındığını, hangi aracın ne tükettiğini, olağan dışı bir işlem olup olmadığını ve maliyetin nereye gittiğini mümkün olduğunca gerçek zamanlı görmek istiyor. Dijital raporlama beş yıl önce bir artı değerken bugün temel beklentilerden biri haline geldi."




