LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen KRONE Trailer International Genel Müdürü Semih Pala, Türkiye lojistik ve treyler pazarındaki mevcut koşulları, finansman maliyetlerinin yatırım kararlarına etkisini ve şirketin müşterileriyle geliştirdiği uzun vadeli iş ortaklığı yaklaşımını değerlendirdi.

Fuarın ilk yılından bu yana LOGISTECH’te yer aldıklarını belirten Semih Pala, KRONE’nin müşteriyle doğrudan temas kurmaya dayalı yaklaşımının yanı sıra, Türkiye’nin güney ticaret koridorlarında yeniden artan hareketliliğin sektör açısından önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi. İhracattaki gelişmeler, bölgesel ticaret yollarındaki normalleşme ve Türk nakliyecisinin uluslararası taşımacılıktaki deneyiminin 2027 yılına yönelik beklentileri destekleyen başlıklar arasında bulunduğunu ifade etti.

Bir araç fuarı yerine doğrudan lojistik sektörüne odaklanan bir organizasyonda yer almalarının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Semih Pala, “Bizim için temel ilke oldukça açık: Müşteri neredeyse, biz de orada olmalıyız. Müşterilerimiz burada sektörün geleceğini, yatırımlarını, yeni iş modellerini ve ticaret koridorlarını konuşuyorsa bizim de onların yanında olmamız gerekiyor” dedi.

Paranın zaman değerinden daha yüksek katma değer üretmek gerekiyor

KRONE, Hannover’de “Built as One” temasıyla fuara damga vurdu
KRONE, Hannover’de “Built as One” temasıyla fuara damga vurdu
İçeriği Görüntüle

Türkiye pazarındaki en önemli başlıklardan birinin finansman maliyetleri olduğunu belirten Semih Pala, mevcut ekonomik koşulların yalnızca yatırım kararlarını değil, işletmelerin nakit akışı ve risk yönetimi anlayışını da etkilediğini söyledi.

“Bugün şirketlerin karşı karşıya olduğu temel konulardan biri paranın zaman değeri. Böyle bir ortamda sürdürülebilir bir yapı kurabilmek için yaratılan katma değerin finansman maliyetini karşılayabilecek seviyede olması gerekiyor. Özellikle son birkaç yılda bu denge yatırım kararlarında çok daha belirleyici hale geldi” diyen Pala, yatırımların artık çok daha dikkatli bir nakit akışı ve vade planlaması gerektirdiğini ifade etti.

Pala, yalnızca doğru ürünü üretmenin ve satmanın yeterli olmadığını belirterek yatırımın nasıl finanse edildiği, ödeme yapısının nasıl kurgulandığı ve riskin nasıl yönetildiğinin de önem taşıdığını vurguladı. Finansal sürdürülebilirliğin ticari sürdürülebilirlikten ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi.

2012’den bu yana müşterilerimizle uzun vadeli bir yapı oluşturuyoruz

KRONE’nin 2012 yılından bu yana Türkiye’de müşterilerine doğrudan vadeli satış imkânı sunduğunu belirten Semih Pala, şirketin yaklaşımının yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını vurguladı.

“Bizim açımızdan esas konu yalnızca vade oluşturmak değil; yatırımın müşterimizin operasyonel ve finansal kapasitesiyle uyumlu şekilde yapılandırılması. Sağlıklı bir iş modeli, yatırım kararı verilmeden önce başlayan doğru bir değerlendirme süreci gerektiriyor” diyen Pala, fizibilitenin önemine dikkat çekti.

Müşterinin faaliyet alanı, iş hacmi, nakit akışı ve yatırımın geri dönüş potansiyelinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Pala, başlangıçta doğru yapının kurulmasının hem müşteri hem de tedarikçi açısından daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ilişki oluşturduğunu söyledi.

KRONE’nin yaklaşımını uzun vadeli iş ortaklığı perspektifiyle tanımlayan Pala, “Bizim için ticari ilişkinin değeri yalnızca satış anında oluşmuyor. Müşterimizin yatırım kararından operasyonel sürdürülebilirliğine kadar uzanan daha geniş bir çerçeveye bakıyoruz. Uzun vadeli başarıyı, müşterimizle birlikte inşa ettiğimize inanıyoruz” dedi.

Risk yönetimini sahadan başlatıyoruz

KRONE’nin müşterileriyle ilişkisini yalnızca finansal göstergeler üzerinden değerlendirmediğini belirten Semih Pala, Türkiye genelinde sekiz bölgede görev yapan ekiplerin müşteri faaliyetlerini doğrudan sahada takip ettiğini söyledi.

Bir müşteriyi yalnızca bilançosundan veya ödeme performansından tanımanın yeterli olmadığını ifade eden Pala, hangi hatlarda çalıştığı, hangi sektörlere hizmet verdiği, operasyonel yapısı ve iş hacmindeki değişimlerin de anlaşılması gerektiğini belirtti.

Pala, özellikle ekonomik dalgalanmaların yoğunlaştığı dönemlerde erken iletişimin önem kazandığını vurgulayarak, müşterinin işinde daralma, nakit akışında geçici bozulma veya yeni bir yatırım ihtiyacı yaşaması halinde bunun mümkün olduğunca erken değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gerektiğinde müşterilerin finans ve muhasebe ekipleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Pala, amaçlarının sorun ortaya çıktıktan sonra yalnızca sonucu yönetmek değil, mümkün olduğunca erken aşamada tabloyu anlayarak uygulanabilir çözümler geliştirmek olduğunu ifade etti.

Güney ticaret koridorlarında yeniden hareketlilik

Türkiye treyler pazarının son yıllarda sınırlı büyüme gösterdiğini belirten Semih Pala, 2027 beklentileri açısından özellikle Türkiye’nin güneyindeki taşımacılık koridorlarında yaşanan gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi.

Son birkaç yılda treyler pazarında daha yatay bir görünüm izlendiğini ifade eden Pala, önümüzdeki döneme bakarken yalnızca mevcut pazar büyüklüğünün değil, ticaret akışlarında ortaya çıkabilecek yeni yönelimlerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Güney koridorlarındaki gelişmelerin bu açıdan dikkatle izledikleri başlıklardan biri olduğunu söyledi.

Irak ve Suriye yönündeki taşımacılık hareketliliğinin Türkiye’nin bölgesel lojistik rolü açısından önemli olduğunu belirten Pala, bölgesel ticaret yollarındaki normalleşmenin daha dengeli ve çeşitlendirilmiş bir lojistik yapı açısından yeni imkânlar yaratabileceğini ifade etti.

Irak hattındaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz

Irak’taki taşımacılık ve gümrük uygulamalarında yaşanan gelişmelerin bölgesel lojistik açısından önemli olduğunu belirten Semih Pala, Türk nakliyecisinin uluslararası karayolu taşımacılığında uzun yıllara dayanan ciddi bir deneyime sahip olduğunu söyledi.

“Türk nakliyecisi sınır geçişleri, gümrük süreçleri ve uluslararası taşımacılık operasyonları konusunda önemli bir bilgi birikimine sahip. Irak hattındaki gelişmelerin bu deneyimin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz” diyen Pala, yeni koridorların yalnızca taşıma hacmi açısından değil, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Alternatif güzergâhların gelişmesi, transit sürelerin daha öngörülebilir hale gelmesi ve tedarik zincirlerinin çeşitlenmesinin lojistik sektörü açısından önemli kazanımlar sağlayabileceğini belirten Pala, Türkiye’nin üretim gücü, coğrafi konumu ve taşımacılık deneyiminin birlikte değerlendirildiğinde önemli bir potansiyel bulunduğunu söyledi.

Cilvegözü’ndeki hareketlilik önemli bir gösterge

Suriye hattındaki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirten Semih Pala, Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki ticari araç hareketliliğinde son dönemde gözlenen artışın bölgesel ticaret açısından olumlu bir işaret olduğunu söyledi.

“Cilvegözü tarafında uzun bir dönemin ardından yeniden belirgin bir ticari hareketlilik görüyoruz. Bunun yalnızca Türkiye-Suriye ticareti açısından değil, daha geniş bir bölgesel lojistik perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Pala, bu tür gelişmelerin filo yatırımlarına doğrudan ve kısa vadede yansıyacağı şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak orta vadede yeni taşıma ihtiyaçları ve iş modelleri oluşturabileceğini ifade etti.

Bir bölgenin yeniden ticaret üretmeye başlamasının zaman içinde yeni taşıma hatları, farklı operasyon modelleri ve yatırım ihtiyaçları yaratabileceğini belirten Pala, güney koridorlarındaki gelişmeleri kısa vadeli rakamların ötesinde, orta ve uzun vadeli bir dönüşüm potansiyeli olarak değerlendirdiklerini söyledi.

İhracatın seyri lojistik sektörü için temel göstergelerden biri

Türkiye’nin ihracat performansının lojistik sektörü açısından önemli bir gösterge olduğunu belirten Semih Pala, taşımacılık hacmi ile üretim ve dış ticaret arasında doğrudan bir ilişki bulunduğuna dikkat çekti.

“Lojistiğin büyüyebilmesi için öncelikle üretimin ve ticaret hacminin büyümesi gerekiyor. Bu nedenle sanayi üretimi ve ihracat performansı bizim yakından takip ettiğimiz temel göstergeler arasında” diyen Pala, ihracattaki olumlu seyrin taşımacılık sektörünün yatırım kararlarını da destekleyebileceğini belirtti.

Pala, KRONE olarak treyler pazarını yalnızca araç satışları üzerinden değerlendirmediklerini, sanayi üretimi, dış ticaret, finansman koşulları ve uluslararası ticaret koridorlarının tamamını birlikte ele aldıklarını söyledi.

2027 için temkinli iyimseriz

Üç yıldır durağan seyreden pazarın ardından 2027 yılına ilişkin daha olumlu ancak temkinli bir perspektife sahip olduklarını belirten Semih Pala, bu beklentinin birden fazla değişkene bağlı olduğunun altını çizdi.

“Güney koridorlarındaki hareketlilik, Irak hattındaki gelişmeler ve ihracat performansı 2027’ye ilişkin beklentilerimizi destekliyor. Bununla birlikte finansman koşulları, küresel ticaretin seyri ve bölgesel gelişmeler belirleyici olmaya devam edecek. Bu nedenle 2027’ye temkinli bir iyimserlikle bakıyoruz” diyen Pala, mevcut göstergelerin önümüzdeki dönemde treyler pazarında kademeli bir toparlanma ihtimaline işaret ettiğini belirtti.

Türk nakliyecisinin deneyimi önemli bir avantaj

Türk nakliyecisinin önemli rekabet avantajlarından birinin operasyonel deneyimi olduğunu ifade eden Semih Pala, farklı coğrafyalarda çalışma, sınır ve gümrük süreçlerini yönetme, değişen koşullara uyum sağlama ve alternatif çözümler geliştirme konusunda önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu söyledi.

Pala, önümüzdeki dönemde ticaret koridorlarının çeşitlenmesiyle birlikte bu deneyimin daha geniş bir coğrafyada değer yaratabileceğine inandığını belirterek, Türkiye’nin üretim gücü ile lojistik sektörünün operasyonel yetkinliğinin doğru şekilde bir araya getirilmesi halinde bölgesel ticarette daha güçlü ve sürdürülebilir bir konum elde edilebileceğini ifade etti.