IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, deniz taşımacılığı ve lojistikte artan risklerle birlikte sigorta sektörünün pozisyonunu değerlendirdi.
Bölgede artan jeopolitik gerilim, Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra başka krizleri de beraberinde getirecek gibi görünüyor. İran yetkililerinin yaptığı son açıklamalar, dünya ticareti için bir başka önemli su yolu olan Kızıldeniz’deki Babülmendep Boğazı’nın da kapanma tehlikesini gündeme getirdi.

Deniz taşımacılığı ve lojistikte artan risklerle birlikte sigorta sektörünün pozisyonunu değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı) dünya ticaret hacminin yüzde 80’den fazlasının deniz yoluyla taşındığını ve kritik geçiş noktalarının jeopolitik gerilimler, çatışmalar ve iklim değişikliği nedeniyle daha kırılgan hale geldiğini belirtiyor. Reuters’ın 2025 değerlendirmesi de Hürmüz Boğazı’ndan küresel deniz yoluyla taşınan petrol ihracatının yaklaşık yüzde 34’ünün geçtiğini ve bölgede yaşanacak bir aksamanın küresel tedarik zincirleri üzerinde ciddi etki yaratabileceğini aktarıyor. Kızıldeniz–Babülmendep hattı, Süveyş geçişi ve Hürmüz Boğazı en çok jeopolitik riskin yoğunlaştığı hatların başında geliyor. Savaş riski, politik risk, yük sigortası ve gecikme teminatları ile birlikte önümüzdeki dönemde bu bölgelerde çift haneli prim artışı baskısı oluşabileceğini öngörüyoruz” dedi.
“Önceliğimiz tedarik zincirlerinin daha dayanıklı hale gelmesi”
Deniz taşımacılığında yükün varış noktasına ulaşmasının yanı sıra hangi rotadan, hangi siyasi risk ortamından ve hangi güvenlik koşullarından geçtiğinin de önemine değinen Murat Çiftçi, “Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı gibi geçiş noktaları küresel ticaretin en kritik damarları arasında yer alıyor. Bu hatlarda yaşanan her gerilim; rota değişikliği, sefer süresinin uzaması, yakıt maliyetinin artması, liman gecikmeleri ve sigorta primlerine doğrudan yansıyor” diye konuştu.
Murat Çiftçi, UNCTAD’ın 2024 Deniz Taşımacılığı Raporu’na göre Kızıldeniz ve Süveyş hattındaki aksaklıklar nedeniyle gemilerin Ümit Burnu’na yönelmesinin taşıma mesafelerini ve operasyonel maliyetleri artırdığını, Şanghay Konteyner Navlun Endeksi’nin 2024 ortasında 2023 sonuna göre iki kattan fazla yükseldiğini belirtti.
Aynı raporun, bu artışta daha uzun rotalar, yakıt tüketimi ve yükselen sigorta primlerinin etkili olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Murat Çiftçi, sigorta sektörü açısından bu tablonun özellikle savaş riski, politik risk, yük sigortası, tekne-makine ve iş durması teminatlarının yeniden fiyatlanması anlamına geldiğini söyledi.
Riskli bölgelerden geçen gemiler için ek prim uygulamalarının devreye girdiğini belirten Murat Çiftçi, rota güvenliği azaldıkça sigorta maliyetinin yalnızca geminin değerine değil, taşınan yükün niteliğine, rotanın risk seviyesine ve seferin zamanlamasına göre değiştiğini vurguladı.
“Tek tip fiyatlama rafa kalkacak”
Kızıldeniz’in özellikle 2023 sonrasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının tırmanmasıyla deniz taşımacılığında kritik bir konuma ulaştığını belirten Murat Çiftçi, gemilerin rotalarını değiştirmek zorunda kaldığını, Mısır’ın ise Süveyş Kanalı gelirlerinde ciddi kayıplar yaşadığını ifade etti.
Son dönemde yeniden gündeme gelen Kızıldeniz tehditlerinin deniz taşımacılığında risk algısını kalıcı biçimde değiştirdiğini söyleyen Murat Çiftçi, birçok taşıyıcının Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasını kullanmaya başladığını belirtti. Bunun sefer sürelerini uzattığını, gemi kapasitesini daha uzun süre bağladığını ve navlun fiyatlarında ciddi yükselişlere yol açtığını kaydetti.
Murat Çiftçi, Kızıldeniz krizinin etkisinin yalnızca maliyet artışıyla sınırlı kalmadığını, bazı dönemlerde konteyner trafiğinde yüzde 80’in üzerinde düşüşlerin raporlandığını söyledi. Bu durumun sigorta tarafında riskin yalnızca fiyat değil, aynı zamanda sigortaya erişim konusu haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemde riskli bölgelerde tek tip fiyatlama yerine rota, yük türü, gemi bayrağı, geminin yaşı, güvenlik protokolleri ve siyasi bağlantı risklerinin birlikte analiz edileceğini vurguladı.
“Gecikme artık finansal risk olarak değerlendiriliyor”
Küresel tedarik zincirinde gecikme riskinin pandemiyle birlikte görünür hale geldiğini belirten Murat Çiftçi, UNCTAD verilerine göre Kızıldeniz ve Süveyş hattındaki aksaklıkların sefer sürelerini uzattığını, gemi kapasitesini daha uzun süre bağladığını ve taşıma maliyetlerini artırdığını söyledi.
Kızıldeniz krizi sonrası bazı Asya–Avrupa hatlarında transit sürelerin 10 ila 15 gün uzadığını ifade eden Murat Çiftçi, gecikmenin artık istisnai bir operasyon sorunu değil, düzenli olarak yönetilmesi gereken finansal bir risk olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Son dönemde gecikme teminatlı poliçelere olan ilginin belirgin şekilde arttığını belirten Murat Çiftçi, özellikle üretim girdileri ithalata bağlı sektörlerde, kritik yedek parça taşımalarında, enerji ekipmanlarında, proje kargolarında ve perakende sezon ürünlerinde gecikmenin maliyetinin yükün fiziksel değerinden daha yüksek olabildiğini söyledi.
Şirketlerin artık yalnızca “yük hasar gördü mü?” sorusunu değil, “yük zamanında ulaşmazsa ne kaybederim?” sorusunu da sigorta programlarına dahil etmeye başladığını ifade etti.
“Veriye dayalı çözümler öne çıkacak”
Deniz taşımacılığı ve lojistik sektöründe değişen risk ortamına uygun, daha esnek ve veriye dayalı çözümlerin öne çıkacağını belirten Murat Çiftçi, rota riskine dayalı sigorta çözümleri, parametrik sigorta çözümleri ve yeşil dönüşüm ile karbon uyumuna bağlı teminatların önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını söyledi.
Düşük emisyonlu gemi yatırımları, alternatif yakıtlar ve liman elektrifikasyonu hızlandıkça çevresel sorumluluk, batarya riski, karbon uyum riski ve yeni teknoloji kaynaklı hasarlar için daha özel ürünlere ihtiyaç duyulacağını ifade etti.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak müşterilerine yalnızca teminat değil, doğru risk haritası, doğru reasürans kapasitesi ve doğru uluslararası piyasa erişimi sunmayı hedeflediklerini belirtti.
“Türkiye önemli bir fırsatı elinde tutuyor”
Türkiye’de liman hacmindeki büyüme ve sigorta koruma açığına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Murat Çiftçi, Türkiye’nin coğrafi konumu sayesinde deniz taşımacılığı ve lojistikte doğal bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu söyledi.
Murat Çiftçi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında limanlarda elleçlenen toplam yük miktarının yaklaşık 553 milyon ton ile tarihsel olarak en yüksek seviyelerden birine ulaştığını belirtti.
Konteyner trafiğinde yoğunlaşmanın devam ettiğini ifade eden Murat Çiftçi, ilk beş liman başkanlığının toplam konteyner elleçlemesinin yaklaşık yüzde 84’ünü gerçekleştirdiğini söyledi.
Bu büyümenin önemli fırsatlar yaratırken sigorta penetrasyonunun aynı hızda artmamasının ciddi bir koruma açığına işaret ettiğini vurgulayan Murat Çiftçi, lojistik şirketlerinin çoğu zaman zorunlu ya da temel teminatlarla yetindiğini ancak günümüzde risklerin çok daha karmaşık hale geldiğini belirtti.
Siber saldırı, gecikme, yangın, liman ekipmanı hasarı, çevresel sorumluluk, yanlış beyan edilmiş yük, savaş riski ve tedarik zinciri kesintilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Murat Çiftçi, bütünleşik risk yönetimi konusunun hem şirketlerin finansal dayanıklılığı hem de Türkiye’nin bölgesel lojistik merkez olma hedefi açısından kritik olduğunu ifade etti.




